1-TARIM DEVRİMİ

TARIM DEVRİMİ

Merhaba, eğitimli ve inanılmaz derecedeki çekici insanlar. Benim adım John Green ve
Crash Course Dünya Tarihi’ne hoş geldiniz. Gelecek kırk hafta boyunca beraber
insanoğlunun nasıl on beş bin yıl önce avcılık ve toplayıcılıktan…

Bay Green, Bay Green bu testte çıkacak mı?
Ha, şu test hakkında: Test senin ne kadar bilgili, ilgili ve
üretken bir vatandaş olduğunu ölçecek ve de bu okullarda, barlarda, hastanelerde,
öğrenci yurtlarında ve ibadethanelerde karşına çıkacak. İlk buluşmalarında, ilk iş görüşmelerinde,
futbol izlerken, Twitter’da dolanırken teste tabi tutalacaksın.

Bu test senin ünlülerin evlenmesinden başka şeyleri düşünüp düşünemediğini,
boş politik konuşmalara kolayca ikna olup olmadığını ya da
kendi hayatını ve toplumunu daha iyi bir duruma koyup koyamayacağını ölçecek.

Bu sınav hayatın boyunca sürecek ve hayatını senin yapan milyonlarca kararının
sonucundan oluşacak ve bu sınavda her şeyden ama her şeyden sorumlusunuz.

Önemliymiş değil mi? O yüzden dikkatli dinle.

İyi seyirler
İnsanoğlu, on beş bin yıl içinde avcılık ve toplayıcılıkla başlayıp
uçaklar, internet ve de doksan dokuz sentlik çift katlı çizburger gibi inanılmaz şeyler üretmeye başladı.

Bu inanılmaz bir yolculuk. Bunu kendi yolculuğumla sembolize etmek istiyorum…

  1. kameraya geçelim.

Merhaba 2. kamera. Benim, John Green. hadi şu çizburgerle başlayalım.

Oh, yemek fotoğrafçılığı! Şimdi bu sıcak et parçası dört yüz doksan kalori.

Bu çizburgeri elde edebilmek için ineği besleyip büyütüp kesmen lazım; sonra kıymasını çekmen ve
dondurman, gitmesi gereken yere gemiyle göndermen lazım. Bunun yanında da ekmeği için biraz buğday yetiştirmen gerek.

Sonra buğdayı Kraliçe Birinci Elizabet’ten daha da beyaz oluncaya kadar öğütmelisin.

Sonra ineğin sütünü sağıp sütü peynire çevirmen lazım.

Ve daha turşusundan, domatesinden hardalından falan söz etmedim bile
ve dahası..

Peki nasıl oldu da böyle bir şeyin yapılabileceği bir dünyaya dönüştük?
Ve NASIL oluyorda bu dört yüz doksan kalorilik şey
ABD’deki en düşük gelirle bile 11 DAKİKA çalışmayla kazanılabilecek paraya satılabiliyor?
Ve dahada önemlisi tadını mı çıkarmalıyım yoksa
göreceli bolluk dünyasından olduğum için paniklemeli miyim?
Bu soruya cevap verebilmek için tarihe direkt bakamayacağız
çünkü pek fazla yazılı kaynağımız yok. Ancak arkeoloji ve paleobiyoloji sayesinde
geçmişe derinlemesine bakabiliriz. Hadi Thought Bubble’a gidelim.

On beş bin yıl önce insanlar avcı-toplayıcıydı. Toplayıcılık meyve, yemiş , yabani tohum ve ot toplamak anlamına geliyordu.

Avcılık ise öldürecek bir şeyler bulduğun sürece bol proteinle beslenmeni sağlardı.

Taş devrinde açık ara en iyi av balıktı
ki bu insanların tarih boyunca..

kıyı bölgelerine gidip orada yerleşme nedenlerinden biriydi.

Denizcilik hayatı: A)Bereketliydi
B)Göreceli olarak seni yiyemezdi.

Biz avcı-toplayıcı hayatın pis, yabani ve kısa olduğunu düşünürken fosil kanıtlar
aslında oldukça iyi olduklarını söylüyor. Kemikleri ve dişleri tarımla uğraşanlardan daha sağlıklı.

Günümüze ulaşabilen avcı-toplayıcı toplumları inceleyen antropologların
belirttiği üzere bu insanların günlük çalışma süresi bizimkinden daha kısa ve
sanata, müziğe ve öykücülüğe bizden daha fazla zaman ayırıyorlar. Antropoloji klasiği “Nisa”ya bakılırsa
aşna fişnaya daha fazla zamanları kalıyor. Ne? Aşna fişna dediysem n’olmuş?
Özür dilemeyeceğim.

Tarım; Afrika’da, Çin’de, Kuzey ve Güney Amerika’da yerli bitkiler kullanılarak
birbirinden bağımsız olarak gelişmiştir.

Mesela Çin’de pirinç, Meksika’da mısır
Andlar’da patates, Bereketli Hilal’de buğday, Batı Afrika’da yer elması. Dünyanın dört bir yanından insanlar
tarım yapmak için avcı-toplayıcılığı bırakmıştır ve bu toplumlar seçimini bağımsız olarak yaptıkları için
iyi bir seçim olmalı, değil mi? Daha az müzik ve aşna fişna olsa bile.

Teşekkürler Thought Bubble.

Hadi sorumuzu cevaplayalım. Tarımın avantajlarına ve dezavantajlarına
bir bakalım.

Avantaj: Kontrol edilebilir yiyecek kaynağı . Kuraklık veya sel olabilir ama mahsule yapay seçilim uygulayıp
daha dayanıklı hale getirirseniz muhtemelen açlıktan ölmezsiniz.

Dezavantaj: Nüfus arttıkça insanları beslemek için gezegende
kökten değişiklikler yapmanız gerekli.

Avantaj: Özellikle gıda yetiştiriyorsanz bir gıda fazlası oluşturabilirsiniz, bu da şehirlerin kurulmasını
ve iş gücünün özelleşmesini mümkün kılar.Tarımdan önce HERKESİN işi avcı-toplayıcılıktı
Bin kalorilik yemek için bin kalorilik iş gerekiyordu.

ve büyük toplumlar oluşturmak imkansızdı.

Ancak, fazladan yiyeceğiniz varsa tarımla doğrudan ilgilenmeyen kişileri de doyurabilirsiniz.

Mesela esnaflar hayatlarını daha çok besini daha etkili bir biçimde
üretmeyi sağlayabilecek ekipmanlar geliştirmeye adayabilir.

Bu da zamanla 99 sentlik çift katlı çizburgerden kar elde edebilen bir şirketin kurulmasını sağlar.
Çok lezzetli bu arada. Aslında berbat ve cok soğuk. Keşke hiç yemeseydim.

Bize vaat ettikleriyle bana geleni karşılaştırabilir miyiz?
Evet, sağ ol. Evet, bu o değil.

Bazı kişiler, büyük ve karmaşık tarımsal topluluklar şehirleri besleyebilir ve sonunda
dünyaya veya herhangi bir insana faydası olmayan ucuz hamburgerler üretebilir diyecektir.

Ancak bunu karşınızda sıfır ve birler serisi olarak bulunurken
tartışmak zor.

Avantaj: Dünyanın her yerinde tarım yapılabilir, gerçi bazen
çevreyi kapsamlı işlemek gerekebiliri şey gibi, bilirsin işte sulama, kontrollu sel, teraslama gibi şeyler
yapmak gerekebilir.

Dezavantaj: Tarım zordur. O kadar zor ki aslında kimilerine başka insanları sahiplenip onlara
kendi arazisini işlettirmek cazip gelebilir.

Bu ideal olmayan sosyal düzen tarım toplulukları ile ilişkili olma eğilimindedir.

Peki o zaman neden tarım oluştu?
Bir dakika, daha çobanlık hakkında konuşmadık. Çobanlar işte! Hani şu her zaman ikinci plana atılanlar.

Çobanlık, avcı-toplayıcılığa ve tarıma gerçekten de iyi ve ilginç bir alternatiftir.

Bazı hayvanları evcilleştirirsin ve onlarla beraber yollara düşersin .Çobanlığın avantajları belli.

Öncelikle kovboy olursun. Aynı zamanda hayvanlar et ve süt verir ancak bunun üstüne
barınak için de yardımcı olurlar çünkü deri ve kürk sağlarlar.

Kötü tarafı ise çok yolculuk yapman gerekli çünkü sürüne sürekli yeni ot gerekir ki bu

şehir kurmayı zorlaştırır, tabi moğol değilseniz. [müzik, nal sesi]
Bu arada, önümüzdeki kırk hafta boyunca sık sık şu genellemeyi duyacaksınız
”Tabii Moğol değilseniz” [müzik, nal sesi]
Neyse çobancılığın dünyanın sadece belli bölümlerinde görülmesinin en temel nedenlerinden biri
birçok hayvanın evcilleştirilmeye müsait olmaması.

Mesela koyun, keçi, sığır, domuz, at, deve, eşek, rengeyiği, manda ve tibet sığırı
bunların hepsinin ortak bir yanı var. Hiçbiri Amerika’ya özgü değil.

Amerikan kıtasının yerlisi olup yararlı olan tek hayvan lamadır. Hayır, o lama değil, iki ”l”li olan. Evet, o lama.

Lama.

Birçok havanın evcilleşmeyle arası iyi değildir. Mesela hipopotamlar büyüktür ki bu
bir sürü et demektir. Ancak insanları yemeyi de severler. Zebralar çok kalitesizdir.

Boz ayı desen yabani kalplerini kırmaya gelmez. Filler muhteşemdir ancak hamileliği çok uzun sürüyor.

ki bu bana bir şey hatırlatıyor. Açık Mektup zamanı.

Güzel. Ama öncelikle bakalım Gizli Bölme’nin bu gün benim için neleri varmış
Aaa! Bir tane daha çift katlı çizburger. Teşekkürler Gizli Bölme. Şaka yapıyorum bunun için teşekkür etmeyeceğim.

Fillere bir Açık Mektup.

Hey filler
çok tatlı ve akıllı ve muhteşemsiniz. Neden hamileliğin 22 ay sürmesi gerekiyor. Bu delilik!
Sonunda da anca bir yavru doğuruyorsun. İnekler gibi olsaydın bizi bile devirebilirdin. Şimdiye kadar
belki bilmiyordun ancak evrimsel açıdan en büyük avantaj: insanlar için
elverişli olmak.

Bak, burada ineklerin nüfus grafiği ve de fillerin nüfus grafiği var.

İnsanların hayatına ineklerin yaptığı gibi girmiş olsaydın gücünüzü ve aklınızı kullanıp
gizli fil birliğinizi kurup, insanlığa karşı komplolar kurabilirdiniz!
Hatta kalkınıp bizi yok edebilirdiniz, muhteşem fil dünyanızda
fil arabalarınızla fil uçaklarınız olurdu!
Çok muhteşem olurdu ama hayııır! Yirmi iki ay hamile kalmak zorundaydın değil mi?
Ve sadece bir yavru için. Gerçekten sinir bozucu!
En iyi dileklerimle, John Green.

Tarım devrimine ve neden gerçekleştiğine geri dönelim. Tarihçiler kesin olarak bilmiyorlar
çünkü hiç yazılı kaynak yok ancak tahmin etmeyi seviyorlar.

Belki yoğun nüfus tarımı gerektirdi, daha fazla çalışılmasına rağmen, ya da işsizlik
insanlara hayvanları evcilleştirmek için boş zaman vermiştir ya da dini bir ritüelden ortaya çıkmış olabilir,
ya da bazı tarihçilere göre daha fazla alkol elde etmek için otları evcilleştirmeleri
gerekiyordu.

Charles Darwin birçok on dokuzuncu yüzyıl bilimadamı gibi tarımın rastlantı eseri bulunduğuna inanıyordu ve
”Alışılmadık derecede iyi yerli yabani bir bitki yaşlı bilge bir vahşinin dikkatini çekmiş olabilir.” dedi.

Konu dışı ama ileriki haftalarda “vahşi” sözcüğünün “benim dışımdaki”
anlamına geldiğini göreceksiniz.

Belki en iyi teori tarım devrimi diye bir şey olmadığını,
tarımın evrimsel olarak daha fazla yemek yeme isteğinden gelmiş olduğunu savunandır.

Mesela avcı-toplayıcılar tohumların ekildiğinde filiz verdiğini biliyordu ve bir şeyin sana yemek verdiğini bulunca
ondan daha fazla istersin. Tabii bu yiyecekse. Aksi takdirde daha azını istersin.

Tükürmek istiyorum. Iyyy. Ah, çok daha iyi.

İlk çiftçiler buğdayın en başarılı türlerini buldu, ekti ve bu türler üzerinde deneyler yaptı.

Bu deneyleri tarımda devrim yapmak için yapmamışlardı.

Çünkü dediler ki, ne iyi olurdu biliyor musun? Daha ÇOK yemek!
Mesela 13,000 yıl önce Yunanistan’ın güneyinde
yaşayan insanların salyangoz yetiştirdiğine dair kanıtlar var. Franchthi Mağrası’nda koca koca salyangoz kabukları var.

Birçoğu günümüzde yaşayan salyangozlardan daha büyük. Bu da onları yiyen insanların
onları yapay seçilime uğratarak daha büyük ve besleyici hale getirdiklerini düşündürtüyor.

Salyangozlar beslemek için cok uygundurlar. Çünkü
A)Şaşırtıcı derecede çok kalorileri var B)Sırtlarında çantalarıyla geldiklerinden taşınması kolay
C)Hapsetmesi kolay,
bir hendek kazsan yeterli olur.

Bu tam bir devrim değil, insanlar sadece aldıkları kalorileri yükseltmeye çalışıyordu.

Ama her yenilik başka bir yeniliği doğurmuş ve çok geçmeden bu manzara
ortaya çıkmış.

Birçok tarihçiye göre tarım olmasa gelişmiş uygarlıkların yanında getirdiği
kötülükler de olmazdı. Mesela ataerkillik, eşitsizlik, savaş ve ne yazık ki açlık.

İşin doğa boyutuna bakınca tarım çok büyük zarara yol açtı. Tarım olmasaydı
insanoğlu çevreye bu denli müdahale etmeyecekti. Barajlar yapılmayacak, ormanları kesilmeyecek
ve gübre üretmek için petrol kuyuları kazılmayacaktı.

Çoğu toplum tarım yapma kararını birbirinden bağımsız olarak aldı. Peki bu kararın
doğru olduğu anlamına gelir mi? Belki evet, belki hayır. Ancak ne olursa olsun karar bir kere verilmiş geri alamayız.

Tarih biliminin çok önemli olduğunu düşünmemin nedenlerinden biri de bu.

Tarih bize şunu hatırlatıyor: devrimler bir olay değil süreçtir.

Bugün yaşadığımız dünyayı insanların on binlerce yıl boyunca verdiği kararlar geri alınamaz bir şekilde biçimlendirdi.

Şu anda biz de küçük ve geri dönülmez kararlar alıyoruz
ve geleceğin insanları bu kararları devrim olarak hatırlayacaklar.

Haftaya İndus Nehri Vadisine bir yolculuğa çıkacağız. Ah küremiz çok narin,
tıpkı gerçeği gibi. İndus Nehri Vadisi’ne gideceğiz. Görüşmek üzere öyleyse.

Crash Course Stan Muller tarafından çekildi. Senaryo danışmanımız: Danica Johnson.

Program benim ve lise tarih öğretmenim Raoul Meyer tarafından yazıldı.

Grafik ekibimiz : Thought Bubble.

Eğer haftanın cümlesini tahmin etmek istiyorsanız bunu yorumlarda yapabilirsiniz.

Gelecek haftanın cümlesini de önerebilirsiniz. Eğer, bugününkü video ile ilgili bir sorunuz varsa lütfen
yorum bırakın yarı profesyonel hemen hemen-tarihçi ekibimiz cevaplayacaktır.

İzlediğiniz için teşekkürler. Ve benim memleketimde hep dendiği gibi: Harika olmayı unutmayın.

 

Orjinal dilde.

Altyazı yı açmak için videonun altında ki      subtitles-icon-international  ikonuna basınız ve Türkçeyi seçmek için  photo    ikonunu kullanınız

BİRDE BUNLARA BAKIN.

5-YUNANLILAR VE PERSLER

YUNANLILAR VE PERSLER Merhaba, ben John Green, bu da Crash Course Dünya Tarihi. Ve bugün …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir