9-İPEK YOLU VE ANTİK TİCARET

İPEK YOLU VE ANTİK TİCARET

Merhabalar, ben John Green, bu Crash Course: Dünya Tarihi, bugün
ipek Yolu hakkında konuşacağız. Yolun adı ipekten yapıldığı için ipek yolu değil.

Şimdi bu bir tişört. Belçika’da tasarlandı. Brezilya ve Teksas’ta üretilen
pamukla üretildi. Çin’de kumaşa dönüştü, Haiti’de dokunda, Washington’da baskısı yapıldı.

Indiana’da bana satıldı ve şimdi giymek için çok şişmanladığım için yakında
Kamerun veya Honduras’a gidecek veya Haiti’ye geri dönecek.

Bir dakika durup çoğu tişörtün Dünya’da çoğumuzdan daha çok yer gördüğü
gerçeğini düşünelim-
Bay Green, Bay Green. Tişörtler dünyayı göremez çünkü gözleri yok-
Bak, geçmişteki ben, senden nefret etme nedenlerimi sayamam çünkü
çok fazla var.

Ama listenin başlarında senin türümüz hakkında ilginç ve güzel olan
her şeyi umursamayıp gereksiz detaylara takan amansız yeteneğin var ve bu
bize hiç bir şey katmıyor.

Yakalı bir tişört giyeceğim çünkü büyük resimle ilgileneceğiz.
İpek Yolu ticareti başlatmadı ama hacmini radikal bir şekilde arttırdı ve
genellikle bilinmeyen tacirlerin kurudğu bağlar dünyayı herhangi bir politik veya dini
lidere göre daha çok değiştirdi.

Özellikle zenginseniz harikaydı çünkü sonunda paranızı haracayabileceğiniz
tapınak dışında bir yol oluştu. Ama zengin olmasanız bile ipek Yolu Afrika ve Avrasya’da
yaşayan herkesin hayatını değiştirdi, bugün bunu konuşacağız. Hadi Tought Bubble’a gidelim.

Daha önce dediğimiz gibi ipek Yolu bir yol değildi. Özbekistan’da
çalışan arkeologlar yol ver işaretleri ve arabada bebek var çıkartmaları bulmadı.

Tacirlerin takas için ürün taşıdığı bir kara yoluydu.

Ama aslında iki yol vardı: biri Doğu Akdeniz’i Orta Asya’ya bağlıyordu,
öteki Orta Asya’yı Çin’e.

İşleri daha da karıştırmak için, ipek Yolu’nda deniz yolu da vardı: pek çok mal Roma’ya
Akdeniz üstünden ulaştı.

Orta Asya’dan ürünler Pasifik üstünden Japonya ve hatta Java’ya ulaştı.

Yani ipek Yolu’nu bir yol yerine bir ticaret yolları ağı olarak düşünmeliyiz.

Ama günümüzdeki gibi, mallar ticaretini yapan insanlardan daha çok gezdi: çok az
tacir bütün ipek Yolu’nu geçti. Bunun yerine şehirler arasında gidip geldiler. Ürünleri
onları daha da uzağa taşıyacak tacirlere sattı, hepsi de yol boyunca
fiyatları arttırdı.

Neyin ticaretini yapıyorlardı? Şey mesela ipek. O çağda ipek sadece Çin’de üretiliyordu.

Dut yaprağı yiyen tırtılların kozasından üretilirdi ve hem ipek üretimi süreçleri hem de tırtıl yetiştirme
teknikleri çok iyi korunan sırlardı, çünkü Çin’in zenginliğinin büyük kısmı
ipek üretiminden geliyordu.

Çinliler ipeği, olta ipi olarak, göçebe akıncılarla barış yapmak için ve kağıdın
icadından önce yazı yazmak için kullandılar.

Ama ihracat için ipek giysi yapımında kullanıldı. İpek giysi yazın hafif geliyordu ve
kışın sıcak sıcak tutuyordu, ve 700 dolarlık acınası tasarımlı kot pantolonları icad edene kadar
ipek giysiler giymek insanlara zengin olduğunun göstermenin 1 numaralı yoluydu.

Teşekkürler, Thought Bubble. Ama ipek yolu sadece
ipek üstüne değildi. Akdeniz’de zeytin, zeytin yağı, şarap ve bıyıklı tesisatçı gibi klişe şeyler ihraç ediyordu.

Çin aynı zamanda yeşim taşı, gümüş ve demir ihraç ediyordu. Hindistan
kaliteli pamuk giysiler ihraç etti; Güney Afrika’dan fil dişi ipek Yolu’yla taşındı;
ve Arabistan tütsü ve baharat ve kaplumbağa kabuğu ihraç etti. Ah, tanrım,
kırmızı olan değil mi? Beni takip edecek.Ben– Ah.

Şu ana kadar Crash Course’da şehir olarak büyüyen medeniyetlere odaklandık,
ama İpek Yolu’nun büyümesiyle, Orta Asya’nın göçebe insanları birden
dünya tarihinde önem kazandı.

Orta Asya’nın çoğu tarıma elverişli değildir, fethetmesi zordur, ama onlar hariç,
bekleyin, Moğollar
Ayrıca hayvancılık için çok uygundur ve göçebeler tanımdan dolayı gezmekte
iyiler, yani bir şeyi A noktasından B noktasına taşımakta iyiler. Bu da onları iyi birer tacir yapıyor.

Ayrıca bu kadar gezmek bağışıklığı güçlendiriyor.

Böyle bir göçebe grup, Yüeçiler, MÖ 2. yüzyıldaki bir savaşta ezeli düşmanları
Hiung-nu’ya o kadar kötü yenildi ki, Yüeçi kralının kafatasını kadehe dönüştürdüler.

Bu olaydan sonra Yüeçiler, Baktriya’ya göç etti ve Kuşan İmparatorluğu’nu kurdu.

Bugünkü Afganistan ve Pakistan içinde.

İpek Yolu ticareti İsa’nın doğumundan iki yıl önce başlamış olsa bile, yükselişi
MS ikinci ve üçüncü yüzyıllarda oldu ve Kuşan İmparatorluğu İpek Yolu ticaretinde büyük bir merkez haline geldi.

O zamana gelindiğinde, göçebelerin yerini profesyonel tacirler aldı,
bunlar büyük karlar kazanıyordu ama göçebeler tarafından kurulan şehirler büyük önem kazandı.

Büyümeye devam ettiler, çünkü İpek Yolu’nda ticaret karavanlarla yapılıyordu
ve bu karavanların sürekli durması gerekiyordu, bilirsiniz, yemek ve su ve hayat kadınları için.

Bu şehirler inanılmaz zengin oldu: Bir zamanlar, Palmira, özel bir önemi vardı çünkü
Roma’ya giden bütn ipek ve tütsünün Palmira’dan geçmesi gerekirdi.

İpek, Romalı elitler arasında o kadar popülerdi ki Roma Senatosu sürekli ipeği yasaklamaya çalıştı.

İpeğin ticaret açığına neden olduğunu ve çok adaletsizce az olduğundan yakınıyorlardı.

Genç Seneca: “İpek kıyafetler görüyorum, eğer malzemeler vücudu ve hatta haysiyetini
gizlemiyorsa, kıyafet denebilir”
ayrıca ipek giyen kadınlar hakkında “kocası karısının vücuduna herhangi bir yabancıdan
daha aşina değildir” dedi.

Ve yine de ipeği yasaklama girişimlerinin hepsi başarısız oldu, bu da bize
antik dünyada bile, zenginliğin yönetimi etkilediğini gösteriyor.

Ve ticaret sayesinde kral veya lord olmadan yani vatandaşların ürettiğini almadan
zengin olunabildi.

İpek Yolu ile büyüyen tacir sınıfının politik gücü büyüktü
ve bu günümüzde de gördüğümüz zenginlik ile politika arasındaki gerilimi doğurdu.

Bilirsiniz holdinglerin büyük bağışlar yapması veya Vladimir Putin’in düzenli olarak milyonerleri hapse atması gibi.

Bay Putin, belirtmek isterim ki, bunu hiç bir şekilde söylemek istemedim, ben — Stan bu şakayı yazdı.

Oh, Açık Mektup zamanı
Milyonerlere Açık Mektup:
Ama önce Gizli Göz’de bugün ne var ona bir bakalım. Oh, bu sahte ipek;
gerçek ipeği bitiren şey.

Sevgili Milyonerler, kendimi kaliteli polyestere sardım, böylece mesajımı ciddiye alırsınız.

Burada, Crash Course’da izleyi kitlemizi epeyce araştırdık ve
şovumuz temel olarak Gramer Nazileri, Muggle Quidditch Oyuncuları, Yarın Sınavı Olanlar ve

Milyonerler izliyor.

Size bir mesajım var Milyonerler: Hiç bir zaman yetmeyecek. Bitmek bilmez aç gözlülüğünüz
hepimizi öldürecek.

Saygılarımla, John Green
Milyonerler demişken, İpek Yolu’nda taşınan ürünler gerçekten sadece zenginlerin hayatını mı değiştirdi?
İpek Yolu bizi de etkiledi mi? Evet bizi de etkiledi, bunun üç nedeni var.

Birincisi, büyük ekonomik etki. Pek az insan ipek alabiliyordu ama pek çok insan
hayatlarını o ipeğin üretimine adadı.

Ve ipek marketi büyüdükçe daha fazla insan başka bir iş yapmak yerine ipek
üretimine katılmaya karar verdi.

İkincisi, İpek Yolu sadece lüks ürünleri taşımadı. Aslında, belki de İpek Yolu’nda taşınan
en değerli şey fikirlerdi.

Örneğin, İpek Yolu Budizm’in temel yayılma yoluydu. Budha’nın, insanın doğasında
olan acıdan ve tutkudan kaçmanın Sekiz Basamaklı Yolu’nu en son gördüğümüzde
Hindistan’da yok olmaya başlamıştı.

Ama diğer kültürler ve geleneklerle etkileşimle, Budizm büyüdü ve gelişti
ve dünyanın en büyük dini geleneklerinden bir oldu.

Budizm’in türleri Çin, Kore, Japonya,ve Orta Asya’da kök saldı. Bu türler
Mahayana Budizm’i olarak bilinir ve Budha’nın esas öğretisinden pek çok yönden
farklıdır, ama bir temel yön hariç. Mahayana Budistleri için, Budha kutsaldır. Demek istediğim,
kutsalın anlamı hakkında tartışabiliriz -ki din tarihçileri tartışır- ama
Mahayana Budizm’inde Budha’nın daha yüksek bir seviyeye çıktığı tartışılmaz.

Nirvana fikri de acı ve arzu çemberinden çıkmak yerine daha cennete benzeyen
ve açıkçası daha eğlenceli bir şekle dönüştü, ve bazı Mahayana
Budizm’i çeşitlerinde, bir sürü farklı cennet vardır, her biri, öncekinden daha harikadır.

Temel olarak acı çekmeye odaklanmak yerine, Mahayana Budizm’i
Budha’ya taparak ya da pek çok bodhisattvadan birine -kutsal insalar, aslında Nirvana’ya
ulaşmış kişiler ama bizimle Dünya’da kalmaya karar vermişler çünkü çok iyiler- iyi bir ahiret
hayatına ulaşılacağını vaat eder.

İpek Yolu’ndaki pek çok tacir manastırların sıkı destekçisiydi, böylece karavanlar için rahat
dinlenme noktaları edindiler.

Ve manastırlara bağış yaparak, zengin tacirler, bir çeşit kutsal sigorta yaptırıyordu;
manastırlarda yaşayan keşişler ticaretin iyi geçmesi ve tacirlerin sağlığı
için dua ederdi. İki tarafında işine gelen bir durumdu özellikle Mahayana Budizm’i ritüellerinde kullanılan
ana maddelerden birinin ipek olduğunu göz önünde bulundurursanız.

Ve İpek Yolu’nun hayatlarımızı değiştirmesinin üçüncü nedeni, toplulukların küresel çapta
bağlanmasıyla hastalıklar yaygınlaştı.

Kızamık ve çiçek hastalığı taşındı, aynı şekilde hıyarcıklı veba, Doğu’dan Batı’ya
534, 750 ve -en ağır şekilde- 1346 yıllarında bulaştı.

Bu son salgın -Kara Ölüm olarak bilinir- insanlık tarihindeki en büyük nüfus
kaybıdır, dört yıl içinde Avrupalıların neredeyse yarısı hayatını kaybetti.

İtalya’da yaşayanların büyük çoğunluğu ve Londralıların üçte ikisi öldü.

Ve bu büyük olasılıkla ipek Yolu olmadan gerçekleşemezdi. Eğer on dördüncü
yüzyılda Londra’da yaşasaydınız, şehrinize gelen felaket yüzünden ipek Yolu’nu
suçlamazdınız ama onun da etkisi vardı.

Eğer olaya böyle bakarsanız, ipek Yolu’nun teşvik ettiği bağlantılar ipeği alabilecek kadar zengin olan
insanlardan çok çok daha fazlasını etkiledi, tıpkı günümüzde küreselleşmenin hepimize
sunduğu faydalar ve zararlar gibi.

Önümüzdeki hafta Jul Sezar ve hangi durumlarda, arkadaşınızı sırtından
bıçaklayabileceğinizi konuşacağız. Görüşürüz, izlediğiniz için teşekkürler.

Crash Course, Stan Muller tarafından yaratıldı ve yönetildi, senaryo editörümüz Danica Johnson.

Grafik ekibimiz Thought Bubble ve şov lise tarih öğretmenim Raoul Meyer ve tarafımdan
yazıldı.

Geçen Haftanın Sözü “Kim Kardashian”. Beğenmediyseniz, YORUMLARDA DAHA İYİ
HAFTANIN SÖZÜ TAVSİYE EDİN. Her hafta bir önerilerden birini seçip yeni bölüme
eklemeye çalışıyorum.

Eğer Crash Course’un bugünkü bölümünü beğendiyseniz “like”a basın ve
arkadaşlarınızla paylaşmayı düşünün.

Bizi Twitter’da @THECRASHCOURSE veya Facebook’ta, linkler aşağıda, takip edebilirsiniz.

Raoul’un da bir Twitter’ı var ve Crash Course pop quizleri twitliyor. Ben de. Bunların hepsi aşağıdaki
linklerde bulunabilir.

Ayrıca, sevilen ve hayali olmayan, Stan da tweetlemeye başlamaya söz verdi. Çok heyecan verici.

İzlediğiniz için teşekkürler ve memleketimde dendiği gibi, harika olmayı unutmayın.

Oh, hey. Bölümün başındaki Moğol tişörtünü hatırlıyor musunuz? O sadece bir şaka
değildi, bir tişörttü!
Pek çoğunuz Moğol tişörtü istedi ve ŞİMDİ SİZE İSTEDİĞİNİZİ VERİYORUZ!
Tişörtleri DFTBA.com’dan ön siparişle alabilirsiniz, link aşağıda
video bilgi kutusunda, böylece Crash Course veya Moğollar veya diğerlerine karşı sevginizi gösterebilirsiniz.

 

Altyazı yı açmak için videonun altında ki      subtitles-icon-international  ikonuna basınız ve Türkçeyi seçmek için  photo    ikonunu kullanınız

BİRDE BUNLARA BAKIN.

3-ANTİK MEZOPOTOMYA

ANTİK MEZOPOTOMYA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir