Anasayfa / Yoğunlaştırılmış Eğitici Programlar / Dünya Tarihi / 12-) 15.YÜZYILDA ROMA VE ROMA İMPARATORLUĞUNUN DÜŞÜŞÜ

12-) 15.YÜZYILDA ROMA VE ROMA İMPARATORLUĞUNUN DÜŞÜŞÜ

  1. YÜZYILDA ROMA VE ROMA İMPARATORLUĞUNUN DÜŞÜŞÜ

Altyazı yı açmak için videonun altında ki      subtitles-icon-international  ikonuna basınız ve Türkçeyi seçmek için  photo    ikonunu kullanınız

 

Merhabalar, ben John Green, bu da Crash Course: Dünya Tarihi. Bugün Roma’nın çöküşü hakkında konuşacağız.

Bay Green, Bay Green, Bay Green! Şu güzel kadın kim?Bu hanım, geçmişteki ben, İmparator Justinyan. Ona birazdan değineceğiz.Roma’nın nasıl ve ne zaman yıkıldığı önemli bir tarihi tartışmadır
ama bugün Roma’nın 15. yüzyıla kadar yıkılmadığını savunacağım.

Ama önce klasik bakış açısı: Barbar İstilası. Ne kadar da klasik.Gerçekten çok teknik yaklaşırsak
Roma şehri MS 476’da bar bar bar bar barbarlar tarafından işgal edildi. Bu sırada bir yıldan az hüküm süren son Roma İmparatoru Romulus Agustus Odoacer tarafından tahttan indirildi ve sürgüne yollandı. Odoacer bir çeşit barbardı – tam olarak emin değiliz. Ostrogot, Hun, Vizigot, Vandallar; hepsi Romalı gibi görünüyordu. Barbarlar daha önce de Roma’yı salladı. Bunlardan en önemlisi Alarik 410’da  Bu Alarik mi, Alrik mi? Sözlük Alarik diyor ama
The Vampire Diaries Alrik diyor. Bu yüzden Alrik diyeceğim. Neysen 476’dan sonra Roma’da hiç “Romalı” imparator olmadı.  Bir de aşırı anti-emperyalist yaklaşım var- güzel ama tam bir hipster olmak için
hipster olamadığınızı söylem-  evet, aynen- şöyle oldu: Roma’nın sınırları İtalya’yı aştığında çökmeye mahkum
oldu çünkü merkezden ne kadar uzaklaşırsanız yönetmek o kadar zorlaşır. Böylece emperyalizm Roma’nın sonunu hazırladı.Bu Romalı tarihçi Tacitus’un iddiası, aslında bunu bir İngliz şefin ağzından söyledi.

Bu ahlaksız gibi durabilir ama Crash Course’ta önemli olan içeriktir:
“Çalmak, öldürmek, yağmalamak, bunu imparatorluk diye adlandırdılar; bir çöl yarattılar ve buna
barış dediler.” Bu yönetim sorununu aşmanın iki yolu vardır:  Bir, sıfat olan topaz yumrukla yönetirsiniz-
bu sıfat değil mi? Gerçekten, Stan? Demir yumruk mu? Ama topaz demirden çok daha serttir. İnsanlar
mineral sertliği için Mohs derecesini  bilmiyor mu? Neyse, Romalılar bunu yapamadı  çünkü bütün kişilikleri adaletsiz şiddeti önlemeye dayanıyordu.Diğer yöntem ise insanları imparatorluk altında birleştirmekti:
Romalılar’ın durumunda, Romalılaştırma.Cumhuriyet’in ilk yılların iyi işliyordu.Hatta imparatorluğun başında bile ama zamanla durum Barbar İstilası’na uzandı. Lejyonların düşüşü Roma’nın yıkılmasından önce başladı.Her şey German savaşlarını Roma Ordusu’na almak gibi kötü bir fikirle başladı.Her şey German savaşlarını Roma Ordusu’na almak gibi kötü bir fikirle başladı.Roma’nın, imparatorluğun sınırındaki insanları alması uzun süredir vardı.Önce onları müttefik yapardı. Zamanla onlara vatandaşlık hakları verirdi.Ama genellikle bu “yabancı” vatandaşlar Roma’yla bağlantılar kurardu; Latince öğrenir, aristokratik cumhuriyeti benimserdi.

Ama MS 3. ve 4. yüzyıllarda imparatorluğun orduya her türlü insanı alması gerekti. Bunlara Roma’yı umursamayan insanlar da dahil.Sadece komutanlarına sadıktılar.-Mutlaka Sezar, Pompey, Marius ve günümüz Afganistan’ı gibi tarihi örneklerden bildiğiniz üzere- bu ülkeye huzur getiren bir yöntem değil. Şimdi elimizde German halklarla pahalı ve kanlı savaşlar vermek zorunda olan bir Roma var. Rakip savaşta çok iyi ama sonra iyi bir fikir ortaya çıkar: Neden bunlarla savaşıyoruz?
Zamanla onları kiraladılar ve Roma Lejyonları paralı askerlerle dolmaya başladı. Bu askerler önce paraya sonra
komutanlarına sadıktı, bütün Roma’ya değil. Roma çok azının gördüğü bir yerdi. Demek istediğim, neden imparatorluğun ne halt yediğini düşünsünler ki? “Halt yemek”i kullanabilir miyim, Stan? Güzel.  Bu iç savaş yaratabilecek bir sorundu ve generaller kendilerini Roma İmparatoru ilan ettikçe savaş çıktı. Yani Batı’da fazla istikrar yoktu. Örneğin, MS 235 – 284 arası 41 kişi ya imparatordu ya da imparator olduğunu iddia ediyordu. Örneğin, MS 235 – 284 arası 41 kişi ya imparatordu ya da imparator olduğunu iddia ediyordu.Ve 200 yılından sonra kendini imparator ilan edebilecek güçlü generaller Romalı bile değildi.Aslında çoğu Latince bile konuşamazdı.

En tuhafı, Roma İmpartorluğu’nun yeni yüzü giyimle ilgiliydi.Senato’nun güç yıllarında geleneksel tunik ve toga yerine  yeni general-imparatorlar en pratik ve en barbar giysiyi seçtiler:pantolon.Ohi bu bana Açık Mektup zamanının geldiğini hatırlattı.Pantolonlara Açık Mektup: -ama önce gizli gözde ne olduğuna bakalım.Ah, bakın bu çalışkan Rosie ve pantolon giyiyor. Sevgili Pantolonlar,zamanla erkek baskısının sembolü haline gelseniz de
ilk yıllarınızda kadınlar ve erkekler tarafından giyiliyordunuz.Roma İmparatorluğu zamanında sizden nefret ettiler.Sizin barbarca olduğunuzu düşündüler. Sizi giyenlerin medeniyetten nasibini almamış insanlar olduğunu düşündüler. Kuzeye doğru ilerlediler ve rüzgar togalarını uçuşturdu. böylece pantolon giymeye başladılar.

Burada bir tarih dersi var, insanlar medeniyet ile sıcak cinsel organlar arasından sıcak cinsel organları seçtiler.Saygılarımla, John Green Şimdi sponsormuzdan bir not: Crash Course’un bugünkü bölümü
yepyeni Oldsmobile Bizans tarafından hazırlandı. Gücü ve lüksü özel bir- Gerçekten? Oldsmobil şirketi artık yok mu?
Bizans bir yerin adı mı? Emin misin? Roma İmparatorluğu’nun 15. yüzyıla kadar yıkılmadığını söyledim. Şey, bu Bizans İmparatorluğu olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğu için geçerli.Aslında imparatorluğun insanları kendilerine Romalı demiyordu. Batı imparatorluğu kaosa sürüklenirken imparatorluğun doğusunun başkenti Bizantium oldu.Boğaz’daki bu şehri Konstantin, Konstantinapolis olarak adlandıracaktı.Böylece They Might Be Giant şarkısının hit olmasının önü açıldı. Konstanin’in baş kenti doğuya taşımasının pek çok nedeni vardı.Mesela günümüz Hırvatistan’ında doğmuştu. Yani büyük olasılıkla Yunanca’yı Latince’den iyi konuşuyordu.

Ayrıca doğu illeri batı illerinden daha zengindi.Yağmacı bakış açısıyla, iyi malların olduğu yere yakın olmak istersiniz.Yağmacı bakış açısıyla, iyi malların olduğu yere yakın olmak istersiniz.Doğu’daki düşmanlar, mesela İranlı Partlar ve İranlı Sasaniler,gerçek imparatorluklar değildi. Sadece savaşçı topluluklardı. Dünya tarihinde nerede olursanız olun savaş alanında kendinize bir isim yapmak istiyorsanız, İranlılar’a karşı savaşmalısınız.Moğol olsanız
BİLE.

Bu defa değil, dostlar. Roma İmparatorluğu’nun merkezi doğuya kaydıkça,Konstantin de yeni dinin, Hristiyanlık’ın, merkezini doğuya kaydırmaya çalıştı.Bunun için ilk ilk kilise konseyini 325’te İznik’te topladı. Amaç bütün Hrıstiyanların aynı şeye inanmasını sağlamaktı. Bu işe yaradı ama bu aynı zamanda imparatorun
Kilise üstünde daha fazla kontrolü ele geçirmesine neden oldu. Bu trend daha sonra Konstantinapolis’teki Kilise ile bir zamanlar merkezi Roma’da  olan Kilise arasında gerginliğe yol açtı.Bu değişim ne kadar dramatik olduğunu
anlamanız için, MS 4. yüzyılda Konstantinapolis’in nüfusu artarken Roma’nın nüfusu 500,000’den 80,000’e düştü.Bizanslılar Latince yerine Yunanca konuşsa da kendilerini Romalı olarak görüyorlardı.Eğer onlar böyle düşünüyorsa biz de böyle düşünmeliyiz.

Thought Bubble’a gidelim.Eski Batı Roma İmparatorluğu’nun pek çok devamı vardı. Yeni Doğu’nun ise sadece bir tane. Politik olarak, ikisi de bir kişi (bazen iki tane, bir defa dört tane vardı, ama şimdilik bunu geçelim)
mutlak bir askeri güçle yönetiliyordu.Savaş neredeyse her zaman vardı. Bizanslılar, Pers Sasani İmparatorluğu ve çeşitli İslam imparatorluklarıyla savaştı.

Ticaret ve değerli tarım arazileri yüksek vergi getiriyordu. Bunun anlamı Bizans İmparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu gibi, inanılmaz zengindi ve selefine  göre daha az toprakta daha fazla şehirleşmişti. Bir zamanların
bağımsız Yunan şehir devletleri gibiydiler. Bu da yönetmeyi kolaylaştırıyordu. Batılı örnekleri gibi Bizanslılar da eğlence ve spordan hoşlanıyordu. Konstantinapolis’teki at arabası yarışları devasaydı. Yüzlerce araba Hipodrom’da daireler çizerek neşe saçıyordu. Büyük bahisler dönüyordu ve rekabet sadece sporla ilgili değildi.

İki büyük takım, Mavi ve Yeşiller arasında da büyük bir politik rekabet vardı.Bizi yeşillere kattığın için teşekkürler Thought Bubble. Rekabet o kadar ateşliydi ki genellikle aralarında isyan  çıkıyordu. Böyle bir isyanda yaklaşık 30,000 kişi öldürüldü.  Teşekkürler Thought Bubble. Ama belki de Bizans toplumunun en Romalı
yanı Roma yasalarını takip etmeleriydi.  Romalılar her zaman yasalarla, kişilerle değil, yönetildikleri
için gurur duyuyorlardı. Bu MS 2. yüzyıldan  itibaren olan durum değildi ama Doğu Roma İmparatorluğu’nun en büyük başarılarından birinin imparatorluğun  Roma yasalarını alması olduğu kesindir.

Bu konudaki övgüler en ünlü Bizans İmparatoru Konstatin’den sonra gelen  Justinian’a gidiyor. Broşunuzu beğendim, beyfendi. 533’de Justinyan Roma Kanunları’nı yayınladı. Toplamda 800,000 sözcükten oluşan 1,528 Latin kanunu içeren kitaplar. Bununla birlikte Enstitüler’i yayınladı. Bu ise İmparatorluk’taki Roma hukuku okuları için müfredat niteliğinde bir kitaptı.  Kısacası Justinyan açık ara en harika Bizans imparatoruydu. Doktorların David Tennat’ı gibiydi. Balkanlarda bir köylü olarak doğdu ve 527’de imparator oldu.  Yaklaşık 30 yıl hüküm sürdü ve Roma kanunlarını koymanın yanında Roma İmparatorluğu’nun eski parlak günlerini geri getirdi. Kartaca’yı geri aldı, Roma’yı bile Gotlar’dan aldı ama çok uzun sürmedi. Ve tüm zamanların en büyük kiliselerinden birini –
şimdi camii- Ayasofya veya Aziz Wisdom Kilisesi’ni yaptırdı. Önceki isyanlardan yıkılan kilise yerine
bunu inşa ettirdi. Devasa kubbeleri imparatorluğunun zenginlğinin sembolü oldu.

Romalılar çok başarılı inşaatçılar ve mühendislerdiler. Ayasofya da bundan nasibini aldı: kubbesinin bir eşi 500 yıl boyunca inşa edilemedi. Ama bu bir Roma tapınağına benzemez;  Örneğin Kolezyum’un sadeliği veya mühendisliğe vurgusunu burada göremezsiniz.  Ve bu bina aynı anda Doğu Roma İmparatorluğu’nun hem Romalı
olduğunu hem de olmadığını gösteriyordu.  Ama belki de Justinyan ile ilg’li en ilginç şey tartışmalı bir tiyatro oyuncusuyla evlenmesiydi.

Theodora. Hey Danica, Theodora’yı buraya getirebilir miyiz?Wow, bu harika. Evli çiftlerin her zaman birbirne benzemesi ne kadar da tuhaf. Theodora kariyerine bir aktres olarak başladı ve imparatoriçe olmadan önce büyük olasılıkla hayat kadınıydı. Maviler ve Yeşiller arasındaki isyan sırasında kocasının şehirden kaçmasını önleyerek büyük olasılıkla kocasının tahtını kurtardı.Hadım edilmiş bir erkeğe mentorluk yaptı ve önemli bir general olmasını sağladı- hadım edilmiş birine mentorluğun başka bir anlamı varmış gibi, yok.Ayrıca kadının boşanma ve mülkiyet hakkını arttırmak için çalıştı.Hatta zina yapan bir kadının idam edilmesini önleyen bir kanun bile çıkarttı.

Kısacası Bizanslılar Romalılar’ın imparatorluk, savaş ve kanun ile ilgili ününü Romulus Augustus’un Roma’dan sürülmesinden sonra 1,000 yıl boyunca yaşattı.Bizanslılar Latince konuşmayabilir ve imparatorlarının çok azı
Roma’dan gelmiş olabilir ama en önemlisi onlar Romalı’ydı. ÇOK ÖNEMLİ bir yanı hariç.Bizanslılar farklı Hristiyanlık’ın farklı bir türüne inanıyordu. Doğu veya Yunan Ortodoks dediğimiz türüne. Katolik ve Ortodoks gelenediğin nasıl ayrıldığı karışık bir konu – Arap saçı diyebilirsiniz. Önemli olan kiliseler arasında farklılıklar olması.

Örneğin Paskalya’nın tarihi ve  kimin kimden üstün olduğu konusu. Bunu doğru mu söyledim, Stan? EVET!
Batı’da Papa varken Doğu’da Patrik vardı. Papa, Roma Katolik Kilisesi’nin başıdır.O, bir anlamda tanrının dünyadaki vekilidir ve herhangi bir kişiye bağlı değildir. Roma’nın düşüşünden beri Batı Avrupa’da Papalar ve krallara arasında
kimin mutlak güce sahip olduğuna dair bir kavga sürmekteydi. Ama Ortodoks Kilisesi’nde bu sorun yoktu.

Çünkü Patrik, İmparator tarafından atanırdı. Yani kilise üstünde kimin kontrolü olduğu açıktı, o kadar ki bunun için bir söz bile vardı: Sezar Papa’dan üstündür. Aslında 476’dan sonra Roma’da imparator yoktu. Yani Papa’yla rekabet
edecek kimse yoktu ve bu durum Avrupa tarihini sonraki 1,200 yıl boyunca derinden etkileyecekti. Yani, Roma İmparatorluğu’nun, Roma’yı terk ettikten sonra bin yıl boyunca ayakta kaldığını iddia ediyorum ama bir şekilde günümüzde bile ayakta.Onun sayesinde bunu doğu olarak bunu batı olarak görüyoruz.

Futbol rekabetinde yaşıyor ki aslında bu rekabet dinsel savaşa dayanır veJustinye hukukunda yaşıyor. Bu hukuk günümüz Avrupası’nın medeni hukukunun temelini oluşturur.

Haftaya İslam’ın doğuşu için buraya gideceğiz…Nasıl yaptım, Stan? Şey, her zaman kazanamazsın.İzlediğiniz için teşekkürler.Cras Course, Stan Muller tarafından yaratıldı ve yönetildi, editörümüz Danica Johnson. Senaryon lise tarih öğretmenim Raoul Meyer ve tarafımdan yazıldı. Grafik ekibimiz Thought Bubble. Geçen haftanın lafı “Aristo mantığı”. Bu haftanın sözü veya yeni sözler hakkında yorum yazabilirsiniz.

Ayrıca yorumlarda soru da yazabilirsiniz. Tarihçi ekibimiz yanıtlamaya can atıyor.

İzlediğiniz için teşekkürler ve memleketimde dedikleri gibi, muhteşem olmayı unutmayın.

 

BİRDE BUNLARA BAKIN.

3-ANTİK MEZOPOTOMYA

ANTİK MEZOPOTOMYA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir